Tatarlar Kimdir?

CENGİZ İMPARATORLUĞU-GERİ DÖN
Tatarlar Kimdir?
     "Tatar" sözü, çeşitli zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu deyimi, yüzyıllar boyunca, Avrupa Rusyası'nda yaşayan Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlardır
Batılı yazar ve araştırmacılar "Tatar" kelimesini, Türkistan'da ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Türkler için kullanmaktaydılar. Osmanlılar ise, miladî on altıncı yüzyıldan başlayarak "Tatar" deyimini, kuzey Türkleri için kullanmışlardır.

       Kırım Hanları için ilk defa Osmanlı Fermanlarında 1696 yılında tatar ifadesi geçmektedir. İslâm dünyasında ilk kullanıldığında, "Tatar" kelimesiyle kastedilen, "Moğol" idi. Miladî on üçüncü yüzyılda yaşamış olan Arap tarihçi İbnül Esir, Moğollardan bahsederken daima "Tatar" kelimesini kullanmaktadır: "Tatarların İslâm ülkelerine gelişi" "Tatarların Türkistan ve Maveraünnehr'e çıkışı" "Kâfir Tatarların Harzemşah üzerine yürüyüşü" gibi. Tabiî şamanist, kısmen budist Moğollardan bahsetmektedir.

       Cengiz Han'ın Celâleddin Harzemşah'a yetişmesini anlatırken "Celâleddin (Sind nehrini) geçemedi, Cengiz Han Tatarlarla ona yetişti" demektedir. İbn Kesir (öl.1372), Cengiz Han'ı anlatırken "Tatarların en büyük sultanı, bugünkü meliklerinin babası" ifadesini kullanır.

       İbn Haldun da "Bu sultan, Cengiz Han, Tatarların sultanıdır" demektedir. Çok iyi bilindiği gibi Cengiz Han, Moğol hükümdarıdır."Tatar" kelimesi, günümüz Arap araştırmacılar tarafından da "Moğol" yerine kullanılmaktadır. Meselâ, Moğol istilâlarını gösteren haritanın yaftası "Tatar yağması"dır. Moğollar, 1258 de Bağdat'ı işgal edip Abbasî Halifeliğini yıkmadan önce, 1237 de Moskova'yı zaptettiler. Moğol (Tatar) ordusunda en kalabalık zümre Kıpçak Türkleri idi.

       Türklerin büyük çoğunlukta olduğu Moğol ordusu, günümüzde Rusya denen bölgeyi, on üçüncü yüzyılın ilk yarısında zaptetmişti. Bu durum, Rusların, Avrupa Rusya'sındaki bütün Türk kökenli Müslümanlara niçin Tatar dediklerini açıklar.

       Moğol (Tatar) ordusunun büyük çoğunluğu Türktü; Ruslara göre, bütün Avrupa Rusya'sında yaşayan Müslüman Türkler, Moğolların (Tatarların) torunlarıydı.

       Önemle belirtilmesi gereken bir husus da, Moğol (Tatar) ordusunun çoğunluğu Türk olmakla birlikte, bütün komuta kademeleri Moğolların tekelindeydi. Kıpçaklar, Peçenekler ve öteki Türk boylarından gelenler rütbesiz askerlerdi. Abbasî Halifeliğini 1258'de yıkmış olan, Cengiz Han oğlu Tuluy'un oğlu Hülagü ve ordusundan, bütün çağdaş ve sonraki Arap tarihçileri "Tatar" diye bahsettikleri gibi, diğer milletler de, on üçüncü yüzyılda yeryüzünün en büyük devletini kurmuş olan Moğollardan "Tatarlar" diye söz etmektedirler.

 On üçüncü yüzyılda Çin'in çok büyük bir bölümü, Türkistan, İran, Irak, Suriye, Anadolu, bugünkü Rusya, Kafkasya, Kırım, Ukrayna, Polonya, Tatarlar (Moğollar) tarafından zapt edildi. Bu Tatar hakimiyeti altında yaşayan milletler de Tatar (Moğol) sülâlesinden hanedanların idaresinde yaşadıkları için "Tatar" diye anıldılar. Böylece, on dördüncü yüzyıldan başlayarak "Tatar" kelimesi, kavmî, etnik, soyla ilgili bir söz değil, teba'iyyeti (uyrukluğu), bir nevi vatandaşlığı ifade eden bir deyim haline geldi.

       Yani, artık "Tatar" sözü, etnik (kavmî) değil, siyasî bir anlam ve içerik kazandı. Türk ülkeleri dışındakiler zamanla Tatar (Moğol) hakimiyetinden çıktı. Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyindeki bölgelerde yaşayan Türk topluluklarında Tatar siyasî ismi devam etti. Cengiz Han'ın diğer oğlu Cuci'nin oğlu Batu Han'ın hükümdarlığında, Karadeniz ve Hazar Denizi'nin kuzeyinde, Arapların ve Avrupalıların "Altın Orda" (Altınordu) (Rusçası Zolotaycı Orda) dedikleri "Gök Orda" devleti ortaya çıktı.

       Batu'nun kardeşi Burka Müslüman oldu, 1255 yılında Gök Orda Han'ı olunca Müslümanlığını ilân etti. Bereke adını alan bu zat, Altın Orda'nın ilk Müslüman hanıdır. Bereke Han, Anadolu Selçuklu hanedanından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten doğan oğlu İzzeddin'e, Solhat ve Sudak şehirleriyle yörelerini verdi. İzzeddin ve annesi, binlerce Müslüman Türkü Anadolu'dan Kırım'a getirip yerleştirdiler.

       İslâm Gök Orda hızla yayıldı ve çok sağlam bir şekilde yerleşti, kök saldı. Gök Orda'da (Altın Orda'da) hanedan Cengız Han soyundandı, fakat "Türk unsuru o kadar kuvvetliydi ki on dördüncü yüzyıl başlarında Altın Orda bu unsurun tesirine direnemedi ve bir Türk Devleti haline geldi".

       Gök Orda Hanı Toktamış 1396'da Timur'a yenilince, bu hanlık parçalandı; toprakları üzerinde Kazan, Kırım, Astrahan ve Kasım Hanlıkları kuruldu. Bu hanlıkların sadece hanları ve yüksek kademedeki idarecileri gerçek Tatar, yani Moğol idiler, fakat, idare edilenlere de hükümdarlarından dolayı Tatar denildi: Türkistan'daki Türklere, başlarındaki Özbek Han'dan dolayı "Özbek" denmesi, son Gök Orda (Altın Orda) Hanı Toktamış'a karşı ayaklanıp onunla savaşan tümen (10.000 atlı) beyi Nogay'ın buyruğu altındakilere ve onların günümüze kadar gelen torunlarına "Nogay" adı verilmesi, Osmanlı idaresindekilere "Osmanlı" denilmesi gibi.

       Zamanla hanlar ve yöneticiler de Türkleştiler. Meselâ, Kırım'ın ünlü kahramanı, XVI. yüzyılda yaşamış olan Bora Gazi Geray Han, Türkçe söyleyen birinci sınıf bir şair ve klasik Türk musikisinde çok usta bir bestekârdır. Nitekim, Çarlık Rusyasının son yıllarında milliyet prensibi ön plâna çıkınca, Rusya'daki halklar kendilerine "Türk" mü yoksa "Tatar" mı denmesi gerektiğini tartıştılar.

      Günümüzde, Rusya Federasyonu içinde, başkenti Kazan şehri olan Tataristan vardır. Bu ülkede, halkın yarıdan biraz fazlası Müslüman, yarıya yakını da Rustur. Müslümanlar, Türkçenin kuzey lehçesini konuşurlar, ataları, İbn Fadlan'ın bahsettiği, 922 yılında (Anadolu'nun Müslüman hakimiyetine girmeğe, Türkleşmeğe başlamasından 150 yıl önce) resmen İslâm'a girmiş olan İtil (Volga) Bulgarlarıdır.

     Arapça kaynaklarda Saqâlibe (tekili: Saqlab) lafıyla anılan İdil Bulgarlarının isteği üzerine Abbasî Halifesi oraya, İslâm'ı öğretecek, cami ve minber yapacak kimseler gönderdi. Giden heyette bulunan İbn Fadlan, bu sefer sırasında gördüklerini yazmıştır. (Bulgarların öteki dalı, Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Balkanlara inenleri, 863 yılında Hristiyanlığa girip Slavlaştılar; Bulgaristan'dakiler bunlardır.)


       Tataristan'daki Bulgar Türklerinin lehçesinde çok güzel Türkçe sözler yüzyıllardan beri yaşamaktadır: Oda yerine bülme (bölme), pazartesi karşılığı baş gün, örümcek ağı yerine ürmücek uyası (oyası), mide yerine aşkazan kullanılmaktadır.

       Şüphesiz, Tataristan'daki, Türkçenin kuzey lehçesini kullanan Müslümanlar Türktür, "Tatar" kelimesi, onlar için kimliklerini belirleyen bir yaftadır. Zamanı gelince, "Tataristan" sözünün "Kıpçakistan"'a çevrilmesi gerekir. Öte yandan, gerçek Tatarlar, Anadolu'da on beşinci yüzyıla kadar görülmektedir. Moğolların Anadolu Selçuklularını 1243 yılında Kösedağı savaşında yenmeleriyle, Anadolu Moğol (Tatar) istilasına uğradı.

       Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla ortaya birçok beylikler çıktı. Bunların içinde, Osmanlı Beyliği en küçük, fakat İslâmî değerlere bağlılıkta en samimî olanı idi. Diğer beylikler birbirleriyle uğraşırken Osmanlılar Bizans ve Avrupa'ya karşı cihad faaliyetlerine giriştiler. Kısa zamanda önemli bir devlet haline geldiler ve dördüncü hükümdar Yıldırım Bayezid Sivas ve Tokat yörelerini Tatar kabilelerinden sıyırıp aldı.

      Anadolu'da Tatar (Moğol) kabileleri olarak bilinen guruplar vardı. Onlara Kara Tatar taifesi denirdi. Cengiz Han İmparatorluğu tarafından (Moğollar tarafından) Selçuklulara nezaret etmek üzere Anadolu'ya gönderilen kavimlerden olub zamanla Kayseri'ye ve Sivas taraflarında çadırda oturan olarak tanınmış ve yerleşmişlerdir.

      Yıldırım bu söz konusu grubu (Kara Tatar) bir nevi kollamış onlardan vergi almamış sadece savaş sırasında bu gurubun savaş kabiliyetinden yararlanmış onları hemen hemen her savaşta ordusunda bulundurmuştur. Daha sonra Timur Anadolu'yu istila ettiğinde buradaki Kara Tatar grubunun beylerine özel muafiyetler vereceğini vadederek tarafına çekmiş Yıldırım'a karşı bunlar Timur'un yanında yer almışlardır. Timur Anadolu dan çekilirken de bu gurubun burada kalmasını istemmiş. Tabiri caizse zorla bunları geriye Asya bozkırlarına sürmüştür.

     Yıldırım'ın oğlu Çelebi Mehemmed İskilip civarında üç beş bin çadır halkı görüp bunların "Tatar sergerdelerinden Minnet Beğin oymağı olduğu"nu öğrenince, hepsinin, Balkanlarda Filibe civarında yerleştirilmelerini emreder. Şu anda Filibe de bu Tatarların yerleştiği yere "Tatar Pazarı" denilir.

     Böylece şu durum ortaya çıkıyor ki, Anadolu'da Moğol (Tatar) hakimiyeti devam etseydi, Osmanlı Devleti veya başka bir güçlü siyasî kuruluş ortaya çıkmasaydı, Anadolu'da yaşayanlar da Karadeniz'in kuzeyinde olduğu gibi, başlarındaki Moğol hanedanlardan dolayı, büyük bir ihtimalle "Tatar" diye anılacaklar. Bu kelime onların etnik değil, fakat siyasî yaftası olacaktı. Yine, çok büyük bir ihtimalle, Gök Orda'da ve ondan sonra kurulan hanlıklarda olduğu gibi, hakim Moğol (Tatar) hanedanı ve Moğol kökenliler Anadolu'da da Türkleşeceklerdi. Öte yandan, "Tatar" diye anılan bu kavme "Moğol" denmesi, Cengiz Han zamanından sonra olmuştur. Moğol tabiri Moğolistan ve Orta Asya'da yerleşmiş fakat Moğol İmparatorluğu'nun batı kısmında hiç bir zaman yaygınlaşmamıştır.

 Daha sonraları Rusya'da ve, Avrupa'da, Osmanlılar dışındaki bütün Türk halklarına Tatar dendiğini" görüyoruz. Bilindiği gibi, insanın ana dili, onun soyunu, kökenini belirleyen en önemli unsurdur. Dil kullanılırken, konuşmada, söyleyişte fark olursa, bu farka "ağız" veya "şive" denir: Erzurum ağzı, Kayseri ağzı gibi. Fark, yazıya geçerse, "lehçe" (diyalekt) adını alır. Türk lehçelerinin çeşitli tasnifleri vardır; en belirgin hatlarıyla, lehçe kabul edilir.

1-"Türkçe" dediğimiz Anadolu Lehçesi (Oğuz Lehçesi, Batı Türkçesi, Lehçe-i Osmani).
2-Azerî Lehçesi: En büyük temsilcisi: meşhur şair Fuzulî.
3-Türkistan Türkçesi (Çağatayca, Hakanî Lehçesi, günümüzdeki Özbekçe).En büyük şairi: Ali Şir Nevâi
4-Tatarca denilen, Kırım ve Kazan Türklerinin konuştuğu Kuzey Lehçesi (Kırım'ın Yalıboyu'nda İstanbul Türkçesi, iç kısımlarıyla kuzeyde Tatarca konuşulurdu.)

Sonuç: "Tatar" kelimesi, on üçüncü yüzyılda "Moğol" kelimesinin yerine kullanılmıştır. Tatarlar (Moğollar), Çin, Türkistan, Iran, Anadolu, Irak, Suriye, Sibirya, Rusya, Doğu Avrupa, Kırım ve Polonya'yı on üçüncü yüzyılda zaptettiler.

      O zaman Hazar Denizi'nin ve Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk, Hun, Peçenek, Kıpçak ve Bulgar Türklerinin torunları yaşamaktaydı. Tatarlar (Moğollar) on üçüncü yüzyılda bütün bu bölgeleri zaptettikleri zaman, bu işi gerçekleştiren ordularında, Türkistan'dan gelen yeni Türk kütleleri de vardı. Gerek eskiden Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinde yerleşmiş olan, ve gerekse Moğol ordusunda gelen kalabalık Türk kütleleri, Moğol hakimiyetinde yaşadılar. Moğol (Tatar) hakimiyetinde olarak Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşamış olan Türkler, siyasî yafta olarak "Tatar" diye anılır hale geldiler.

      Günümüzde Karadeniz'in kuzeyinde ve Rusya'da yaşayan ve "Tatarca" denen kuzey Türkçesini konuşan Müslümanlar, bunların torunlarıdır. Çıkan netice şudur ki, "Tatar" kelimesi, yirminci yüzyılda, soy gösteren, başka bir deyimle, kavmî etnik bir tabir değildir, tarihî kimliği bildiren bir sözdür. Nasıl ki Osmanlı idaresinde yaşayan her ferd "Osmanlı" idi, Osmanlı tâbiyetinde idi, Osmanlı uyruğu idi; Ermeni, Yahudi, Rum, Arap, Çerkes, Gürcü, Arnavut, vb. "Osmanlı" idi, Tatar (Moğol) idaresinde yaşayan kuzey Türkleri de öylece Tatar idi. Kısacası, yirminci yüzyılda, kendilerine "Tatar" denilen Rusya Müslümanları, Moğol değil, ataları Moğol (Tatar) idaresinde yaşamış ve zamanla Moğolları da Türkleştirmiş olan Türklerdir.


ARİF ERTÜRK
 
Semazenlik Mevlevilik’te güzel duruyur olabilir,yanlız siyasetçilere hiç yakışmıyor çünkü siz Türkiye Cumhuriyetini yönetiyorsunuz Ahlaken ve Vicdanen millete örnek olacak kişilersiniz Yalan,Hile,Rüşvet,Adam kayırma her türlü haslet mevcut birde bunlara aymazlık eklenince Adalet’te tahsis olamıyor,Bakınız Devleti Devlet yapan en özel özellik Adalettir…!

ARİF ERTÜRK
Reklam
 
HACE AHMET YESEVİ
 
BAŞINA SARIK BAĞLAR,
KENDİNE MÜRİT ARAR,
İLMİ YOK NEYE YARAR,
AHİR ZAMAN ŞEYHLERİ..
YUNUS EMRE
 
EMEKSİZ ZENGİN OLANIN,
KİTAPSIZ BİLGİN OLANIN,
SERMAYESİ DİN OLANIN,
REHBERİ ŞEYTAN OLMUŞTUR.
 
SİTEMİZİ ZİYARET EDEN 64482 ziyaretçi (130602 klik) KİŞİ BURADAYDI
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=